İçeriğe geç
Van Bölge Bülten

Yaşamı kurcala, burçlarla renklen

Kişisel Gelişim 4 dk okuma İlayda Ertem

Okuduğunu Aklında Tutmak: Not Tutma Rehberi

Altını çizmek neden yetmez, notu nereye ve nasıl yazmalı? Okunanı kalıcı hale getiren not tutma ve aralıklı hatırlama yöntemleri.

Bir kitabı bitirdikten birkaç hafta sonra geriye yalnızca genel bir izlenim kalıyorsa, sorun hafızada değil yöntemde olabilir. Okuduğunu aklında tutmak, doğuştan gelen bir yetenek değil öğrenilebilir bir alışkanlıktır ve merkezinde not tutma vardır. Ancak burada kastedilen, satırların altını çizmek ya da kitabın kenarına işaret koymak değil; okunanı kendi cümlelerinize çevirip kullanılabilir bir yere yazmaktır.

Altını çizmek neden yetmez

Vurgulamak kolay olduğu için verimli hissettirir. Kalemi gezdirirken zihin metni işlediğini sanır, oysa yaptığı şey çoğunlukla tanımaktır. Tanımak ile hatırlamak farklı işlerdir; bir cümleyi gördüğünüzde “evet, bunu biliyorum” demek, o cümleyi kapalı kitapla anlatabilmek anlamına gelmez. Not tutmanın işlevi tam da burada başlar: bilgiyi yeniden ifade etmeye zorlar ve bu zorlanma öğrenmenin kendisidir.

Kendi cümlenize çevirmek

En temel kural, bir bölümü bitirdikten sonra kitaba bakmadan iki üç cümle yazmaktır. Yazarken takılıyorsanız, o bölümü aslında anlamamışsınız demektir; bu, kötü bir haber değil, çok değerli bir geri bildirimdir. Geri dönüp yeniden okur, sonra tekrar yazarsınız. Alıntı kopyalamak yerine özetlemek, aynı süreyi çok daha verimli kullanmanızı sağlar. Alıntı yalnızca ifadenin kendisi önemliyse, yani cümlenin kuruluşu değerliyse tutulmalıdır.

Notu nereye yazmalı

Defter mi dijital mi sorusunun tek doğru cevabı yoktur; belirleyici olan geri dönüp bakabilmektir. Bir yılda üç ayrı uygulamaya dağılmış notlar, hiç tutulmamış notlarla neredeyse aynı işe yarar. Tek bir yer seçin ve orada kalın. Dijital tarafta arama kolaylığı, defter tarafında ise yazarken kurulan yavaş ve dikkatli ilişki avantajdır. Elle yazmak daha yavaştır, bu yüzden özetlemeye zorlar; klavye hızlı olduğu için kopyalamaya davet eder.

Her notun başına kaynağı ve tarihi yazmak küçük ama çok değerli bir alışkanlıktır. Aylar sonra bir fikri hatırladığınızda nereden geldiğini bulmak, o fikri yeniden kullanmanın ön koşuludur. Ayrıca notun içinde, kitaptan gelen kısımla sizin yorumunuzu ayırt edilebilir tutmak gerekir; ikisi karıştığında yazarın söylediğiyle sizin çıkardığınız sonucu birbirinden ayıramazsınız.

Soru sorarak okumak

Not tutmayı güçlendiren en iyi yöntemlerden biri, okumaya başlamadan önce metne birkaç soru sormaktır. Bu bölüm neyi açıklıyor, yazar hangi iddiada bulunuyor, bunun benim bildiklerimle çelişen yanı var mı gibi sorular, okumayı pasif bir izleme olmaktan çıkarır. Sorularla giren zihin, cevap aradığı için dikkatini toplar ve okuduğunu daha rahat yapılandırır. Bölüm bitince sorularınıza yazılı cevap vermek, hem not hem de sınama işlevi görür.

Aralıklı hatırlama

Bir bilgi öğrenildiği gün en hızlı unutulur. Bu yüzden notlara bir kez bakıp bırakmak yeterli olmaz. Etkili yaklaşım, aynı notu giderek açılan aralıklarla tekrar gözden geçirmektir: aynı gün kısa bir bakış, birkaç gün sonra bir tekrar, iki hafta sonra bir kez daha. Bu tekrarların anahtarı, notu okumak değil kapatıp hatırlamaya çalışmaktır. Hatırlamaya çalışmak, tekrar okumaktan çok daha kalıcı iz bırakır.

Notları birbirine bağlamak

Ayrı ayrı duran notlar zamanla ölü bir arşive dönüşür. Yeni bir not yazarken “bu, daha önce okuduğum hangi şeyle ilgili” diye sormak ve iki notu birbirine bağlamak, bilgiyi ağ hâline getirir. Farklı kitaplardan gelen iki fikir yan yana geldiğinde çoğu zaman üçüncü bir fikir doğar. Uzun vadede not defterinin asıl değeri budur; tek tek özetlerden değil, aralarındaki bağlantılardan gelir.

Anlatarak sınamak

Bir konuyu gerçekten anlayıp anlamadığınızı ölçmenin en pratik yolu, onu bilmeyen birine anlatmaktır. Anlatırken kullandığınız cümleler karmaşıklaşıyor, örnek bulamıyor veya sürekli kitaptaki ifadelere sığınıyorsanız eksik kalan bir yer vardır. Karşınızda kimse yoksa yazmak da aynı işi görür; bir paragraf hâlinde, terim kullanmadan anlatmaya çalışmak eksikleri hızla ortaya çıkarır.

Sürdürülebilir bir düzen kurmak

Bu yöntemlerin hepsini aynı anda uygulamaya çalışmak, okumayı ödeve dönüştürür ve genelde birkaç haftada bırakılır. Tek bir alışkanlıkla başlamak daha gerçekçidir: her bölüm sonunda kitaba bakmadan üç cümle yazmak. Bu tek adım bile, birkaç ay sonra okuduklarınızdan geriye kalan miktarı belirgin biçimde artırır. Diğerlerini, ihtiyaç hissettikçe eklersiniz.

Okumak bir tüketim değil, işleme faaliyetidir. Sayfa sayısını artırmak yerine, okunanın ne kadarının kullanılabilir hâle geldiğine bakmak daha anlamlı bir ölçüdür. Az sayıda kitabı not tutarak okumak, çok sayıda kitabı hızla geçmekten neredeyse her zaman daha fazla iz bırakır.