Kişisel Gelişim 3 dk okuma Bora Sönmez
Karar verdikten sonra gelen pişmanlıkla ne yapmalı
Seçilmeyen yol her zaman daha parlak görünür. Karar sonrası pişmanlığın gerçekte ne söylediğini ve onunla nasıl baş edileceğini anlatıyoruz.
Bir karar verildiği anda bitmez. Asıl mesele, imza atıldıktan, teklif kabul edildikten, bavul toplandıktan sonra başlar. Zihin geriye döner, kapanmış kapının ardında ne olduğunu merak eder ve seçilmeyen yolu gerçekte olduğundan çok daha parlak boyar. Buna karar sonrası pişmanlık diyoruz ve neredeyse herkesin başına gelir. Sorun pişmanlığın kendisi değildir; sorun, onu bir hata kanıtı sanmaktır.
Karar anında elimizde eksik bilgi vardır. Hangi işin bizi mutlu edeceğini, hangi şehrin bize iyi geleceğini, hangi bölümde iyi olacağımızı önceden tam olarak bilemeyiz. Ama karardan sonra bilgi akmaya devam eder. Yeni işin aksayan yönlerini görürüz, yeni evin gürültüsünü duyarız. Buna karşılık seçmediğimiz seçeneğin aksaklıklarını hiç öğrenemeyiz, çünkü onu yaşamadık. Kıyaslama baştan adaletsizdir: bir tarafın bütün kusurları ortadadır, diğer tarafın kusurları hâlâ hayal gücümüzün kontrolündedir.
Pişmanlık aslında ne söylüyor
Pişmanlık duygusunun bir işlevi vardır. Zihnin, seçimlerin sonuçlarını kayda geçirme biçimidir. Elinizi sıcak tencereye değdirdiğinizde canınızın yanması nasıl bir bilgiyse, kötü sonuçlanmış bir tercihin ardından hissettiğiniz burukluk da bir bilgidir. Ama bu bilginin yararlı olabilmesi için doğru okunması gerekir. Pişmanlığın söylediği şey genellikle "yanlış seçtin" değildir; çoğu zaman "bu seçimde senin için önemli olan bir şey ihmal edildi" der.
Bu ayrımı yapmak için kendinize sorabileceğiniz basit bir soru vardır: Aynı bilgiyle, aynı koşullarda, aynı ruh halinde tekrar karar verecek olsam farklı bir şey yapar mıydım? Cevap hayırsa, karar iyi bir karardı; sonuç kötü olmuş olabilir, ama süreç sağlamdı. İyi kararlar da kötü sonuç verebilir; hayat bir olasılıklar oyunudur. Cevap evetse, o zaman gerçekten öğrenilecek bir şey var demektir ve bunu adıyla koymak, belirsiz bir suçluluk bulutunda dolanmaktan çok daha faydalıdır.
Karşılaştırmayı adil hale getirmek
Seçilmeyen yolu idealize etme eğilimine karşı işe yarayan bir alıştırma, o yolun gerçekçi bir tasvirini yapmaktır. Kâğıda yazın: Diğer seçeneği seçseydim bugün hangi zorluklarla uğraşıyor olurdum? Hangi insanlar hayatımda olmazdı? Hangi masraflara katlanırdım? Bu, seçiminizi savunmak için değil, karşılaştırmayı dengelemek içindir. Hayal edilen alternatifin pürüzsüzlüğü, yaşanan gerçeğin pürüzlülüğüne karşı haksız bir üstünlük kurar; siz de o alternatife biraz pürüz ekleyerek terazi kollarını eşitlemiş olursunuz.
İkinci bir alıştırma, kararı verdiğiniz andaki kendinize dönmektir. O gün neyi biliyordunuz, neyi bilmiyordunuz, hangi baskı altındaydınız? Bugünkü bilginizle o günkü kendinizi yargılamak, sınav bittikten sonra cevap anahtarına bakarak öğrenciyi ayıplamaya benzer. Geçmişteki kendinize, bir arkadaşınıza göstereceğiniz anlayışı gösterin.
Kapıyı kapatmanın değeri
Bazı insanlar seçeneklerini açık tutmayı bir güvence sanır. Oysa açık bırakılan kapılar sürekli bir kaynak tüketir; zihin arka planda o kapıları izlemeye devam eder. Bir karara gerçekten bağlanmak, yani ona enerji vermek, iyileştirmek, içinde bir şey inşa etmek, çoğu zaman kararın kendisinden daha belirleyicidir. Ortalama bir seçim, sahiplenildiğinde mükemmel bir seçimden daha iyi sonuç verebilir; çünkü sahiplenme, seçimi zamanla iyi hale getirir.
Bu, her karara ölene kadar sadık kalmak anlamına gelmez. Ama bir karara makul bir süre tanımak gerekir. Yeni bir işte ilk haftaların zorluğu, o işin kötü olduğunun kanıtı değildir; her yeni durumun bir adaptasyon maliyeti vardır ve bu maliyet peşin ödenir, faydası sonra gelir. Kararı erken iptal eden kişi, yalnızca maliyeti ödemiş ama faydayı hiç görmemiş olur.
Pişmanlıkla birlikte yaşamak
Bazı pişmanlıklar geçmez, çünkü gerçekten kaybedilmiş bir şey vardır. Böyle durumlarda hedef, duyguyu yok etmek değil, ona hayatınızda orantılı bir yer vermektir. Kaybı inkâr etmeden, ama onu bugünkü her seçimin üstüne gölge düşüren bir hakem yapmadan yaşamak mümkündür. Zamanla o duygu keskinliğini kaybeder ve bir hatıraya, hatta bir olgunluk işaretine dönüşür.
Karar sonrası pişmanlıkla barışmanın en sağlam yolu, kendini iyi karar veren biri olarak değil, kararlarını iyi taşıyan biri olarak görmektir. Hangi yolu seçtiğiniz kadar, seçtiğiniz yolda nasıl yürüdüğünüz de sizi tanımlar. Ve o kısım hâlâ tamamen sizin elinizdedir.